Bize Ulaşın WhatsApp Hattımız

Fatoş Karahasan Makale

Fatoş Karahasan Makale

 Dünyanın en büyük dijital pazarlama etkinliği dmexco, bu yıl da rekor rakamlara imza attı. 12- 13 Eylül 2017’de, Almanya’nın Köln şehrinde düzenlenen dmexco’ya, 1.100 şirket ve 39 ülkeden 40.700 kişi katıldı. Köln Messe’de, şirket temsilcileri,

Fatoş Karahasan 

 Dünyanın en büyük dijital pazarlama etkinliği dmexco, bu yıl da rekor rakamlara imza attı. 12- 13 Eylül 2017’de, Almanya’nın Köln şehrinde düzenlenen dmexco’ya, 1.100 şirket ve 39 ülkeden 40.700 kişi katıldı. Köln Messe’de, şirket temsilcileri, ürün ve hizmetlerini tanıttılar. İki gün boyunca, 18 konferans salonunda, aralarında Sheryl Sandberg (Facebook), Bob Lord (IBM), Sir Martin Sorrell (WPP), Jack Dorsey (Twitter) gibi önemli isimlerin de yer aldığı 570 konuşmacıysa, pazarlama iletişimindeki trendleri değerlendirdiler. 

 Fuar alanındaki standlarda ve salonlardaki konuşmalarda ortak nokta teknolojideki gelişimdi. Oturumlarda, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ, sanal gerçeklik, büyük veri, bulut bilişim, nesnelerin interneti, sosyal mecra, giyilebilir teknolojiler, yazılımlar, app’ler, internet güvenliği gibi konuların markaları nasıl etkileyeceği tartışıldı. Markaların geleceğini belirleyecek önemli noktaları 7 maddeyle özetlemeyi diliyorum: 

 1. Dijital dönüşüme uyum sağlamak için yeni bir düşünce sistemi gerekli 

Ekonomiye teknoloji ve dijital gelişmeler yön veriyor. Dijital dönüşüm, yeni bakış açılarını ve yeni düşünce sistemlerini beraberinde getiriyor. Dünyanın en büyük iletişim şirketlerinden Dentsu Aegis’in Strateji ve İnovasyondan sorumlu Başkanı Nigel Morris’ın dmexco’daki konuşmasında vurguladığı gibi tüm sektörler “bir dönüm noktasındalar”. Dijital dönüşümü ileri taşımak için dinamik bir işgücü gerekiyor. Şirketlerin tepe yöneticileri, dijital çağa uyum sağlamak için kararlı adımlar atmalılar. Gençleri süreçlere daha fazla dahil etmeliler. 

 2. Veriler akıllı bir biçimde yorumlandıkça değerlenir 

Dijital dünyada sonsuz bir veri okyanusu var. Ancak, bu veriler çoğu zaman yeterince değerlendirilemiyor. Marka yöneticileri “data” içinde kayboluyorlar. Amaç, veri toplamaktan çok tüketicilere değer katmak olmalı. Pazarlama profesyonelleri, ellerindeki verilerin sadece rakamlar değil insanlar hakkında ipuçları sunan bilgi kaynakları olduğunu düşünerek hareket etmeliler. Sorular sorarak, verilerin gerisindeki insanların dünyasını anlamaya çalışmalılar. 

 3. Yöneticiler marka sadakatini artırmaya odaklanmalılar 

Pazarlama dünyasının işi giderek zorlaşıyor. İnsanlar reklamlardan kaçıyorlar. İnternet sayesinde, promosyonlara ve fiyat indirimlerine kolaylıkla erişebiliyorlar. Seçenekler bollaştıkça, tüketicilerde markalara olan sadakat duygusu azalıyor ve giderek fiyat-değer bazlı seçimlere yöneliyorlar. Ayrıca, e-ticaretin ve market markalarının payı da hızla artıyor. Alexa benzeri sanal asistanların arama yapacağı yakın gelecekte, markaların hayatı daha da zorlaşacağa benziyor. Her zaman olduğu gibi sadakat için etkileşim ve müşteri-odaklı yaklaşım gerekiyor. Kurumların öncelikli hedefi marka sadakati yaratmak olmalı. Mecralar değişse de, insanların kendilerini özel hissetme talepleri değişmiyor. Bu yüzden, pazarlama bölümleri, teknolojinin yardımıyla, müşterilerine kişisel ve özel çözümler sunmanın yollarını aramalılar. 

 4. Yaratıcı fikirler için yaratıcı ortamlar gerekli 

Yapay zekâ, çok yakın bir gelecekte, pek çok kararı kendi fiyat-değer algoritmasına göre verecek. Bu da, markaların rekabet gücünü azaltacak. Tüketicilerin ihtiyaçlarını, beklentilerini anlamak ve onlara çözümler sunabilmek için insan zekâsına ve yaratıcılığa her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Farklılaşmak, duygulara ve duyulara erişmek isteyen şirketler sadece yeni teknolojilere değil, aynı zamanda kaynaklarına da yatırım yapmalı, yaratıcı fikirlere zemin hazırlayan ortamlar oluşturmalılar. 

 5. Markalı içerikteki en kritik nokta konumlandırmadır 

Markalı içerik başarılı bir reklam modeli olarak gelişiyor. Ancak, kuruluşların bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor. Dmexco2017’de, reklam dünyasının efsanevi ismi, BBH’in kurucusu Sir John Hegarty ve Unilever’in Küresel Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aline Santos’un “Millennials ve Influencers” ilişkisini irdeledikleri oturumda markalı içerik hakkında pek çok ipucu çıktı. Hegarty, “teknoloji insanlara fırsat veriyor ama esas değeri yaratıcılık yaratıyor” diyerek, teknolojiden çok insana odaklanılması gerektiğini hatırlattı. Aline Santos, “Markanızı doğru anlayan ve onu yaşayan influencer’larla harika şeyler yapabiliyorsunuz. Kritik olan şey, markanızın konumlandırması hakkında eksiksiz bir netliğe sahip olmanız. Eğer siz markanızın konumlandırması hakkında net değilseniz, başkalarına ilham vermeniz ve onları yönlendirmeniz de mümkün olamaz. Influencer’ları sisteminizin parçası haline getirmeli ve onlarla stratejik bir ilişki kurmalısınız” diye konuştu. 

 6. Dijital pazarlamada yeni yaratıcı çözümler gerekiyor 

Dünyanın en büyük reklamvereni P&G’nin Chief Brand Officer’ı Marc Pritchard, dmexco2017’deki konuşmasında dijital reklamların ortalama izlenme süresinin 1.7 saniye olduğuna dikkat çekti. Pritchard, sosyal mecra platformlarının daha yaratıcı çözümler bulmaları gerektiğini söyledi. P&G’nin verilerine göre, dijital reklamların sadece % 20’si, 2 saniye izleniyor. Pritchard’ın vurguladığı gibi, insanlar sosyal mecrada kendi yaşamlarıyla ilgili şeyleri paylaşırken, reklam görmekten hoşlanmıyorlar. Platform sahipleri ve reklam dünyası el ele vererek, yeni dijital pazarlama modelleri ve yeni yaratıcı çözümler bulmak zorunda. Aksi takdirde, dijitale ayrılan bütçeler, daha verimli kanallara yönelebilir. 

 7. Öykü anlatımı her zamankinden daha önemli 

İnsanlar kendi hayatlarına, kendi duygu ve beklentilerine yakın olan içeriklere ilgi duyuyorlar. The Branded Content Marketing Association’ın Global CEO’su Andrew Carter’ın vurguladığı gibi, markalar sosyal etkileşim yaratabilmek için, müşterileri neredeyse orada olmalılar. İnsanların hayatına dokunmalılar. Yeni tüketiciler kendi öykülerini sosyal mecra aracılığıyla paylaşıyorlar. Çocuklar, You Tube yıldızı olmak istiyorlar. Markalar “influencer”larla birlikte çalışıyorlar. Cihazlar çok geliştiği için, cep telefonlarıyla film, fotoğraf çekmek ve mükemmel prodüksiyonlar yapmak mümkün. Müşterileriyle birlikte ortak öyküler anlatmalılar. Kısa ve kolay anlaşılır markalı içerikler kadar, uzun içerikler de izleniyor. Dolayısıyla, markalar öykülere ağırlık vermekten korkmalılar. 


0 Yorum

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar yıldız (*) ile işaretlenmiştir

0 Yorum