Bize Ulaşın WhatsApp Hattımız

Çaykur Röportaj

Çaykur Röportaj

Türkiye’de günümüzde tekel olmaktan çıkan çay sektöründe, pek çok marka bulunuyor. Ancak yine de “çay” denildiğinde akla ilk ÇAYKUR geliyor. Sizce rekabet koşullarında ÇAYKUR’un bilinirliğini, farkındalığını ve müşteri sadakatini oluşturan unsurlar neler? 

Türkiye’de günümüzde tekel olmaktan çıkan çay sektöründe, pek çok marka bulunuyor. Ancak yine de “çay” denildiğinde akla ilk ÇAYKUR geliyor. Sizce rekabet koşullarında ÇAYKUR’un bilinirliğini, farkındalığını ve müşteri sadakatini oluşturan unsurlar neler? 

Çaykur, özellikle son 5 senedir yaptığı yatırımlar, yenilikler ve değişimlerle yalnızca çay sektöründe değil tüm ürün ve hizmet markaları arasında dikkat çeken bir marka. Bundaki en önemli faktör, Çaykur’un kurum olarak yıllardır çaya ve bölgeye yaptığı zirai yatırımların yanında benimsediği “tüketiciye dokunan”, pazarlama odaklı yaklaşımı. Kısaca Çaykur, üretimdeki güçlü ve öncü konumunu marka iletişimine de taşıyor. Araştırmalarla hem kendi sadık tüketicisinin, müşterisinin hem de genel olarak çay tüketicilerinin beklentilerini iyi okumaya ve bunları etkili bir iletişim malzemesi haline dönüştürmeye gayret ediyor. 

Türkiye küresel çay pazarında kişi başı tüketim de 1’inci, çay üretimi miktarında 5’inci, tüketim miktarında 4’üncü ve çay üretim alanı olarak da 7’inci sırada yer alıyor. Türkiye’de yılda 1.2 milyon tondan fazla çay üretiliyor. Sadece Türk çayını işleyen Çaykur, bu üretimin %60’ından fazlasını alıyor, kendi fabrikalarında işliyor ve kendi markaları altında tüketiciye sunuyor. 

Çaykur, şu anda dünya üzerinde 70’den fazla ülkeye çayımızı ulaştırıyor. Özellikle 2015 yılından itibaren ivme kazanan ihracat çalışmalarında çayımızın eşsiz özelliğini öne çıkarıyoruz. Karadeniz’de yetişen çay, dünya üzerinde kışın karla kaplanan ve bu nedenle doğal bir şekilde korunarak üretiminin hiçbir aşamasında pestisit (zirai ilaç) kullanmaya gerek duyulmayan tek çay. Üstelik organik çaya geçiş çalışmaları ile ihracattaki rekabet gücümüz daha da artıyor. Hem yurtiçi hem de ihracattaki çalışmalar küresel bir marka olma vizyonumuzun bir parçası. Tüm bu çalışmalar tüketici cephesinde de karşılık buluyor. Milli gururumuzu, ortak hafızamızı, ortak duygularımızı ortaya koyuş şeklimiz, müşteri sadakatimizi daha da güçleniyor.

Çok sayıda alt markaya sahipsiniz. Üstelik şimdi de marka genişlemesi yaparak kafe alanında da başarılı bir marka oluşturdunuz. ÇAYLA keyifli bir mekân olmasının yanında aynı zamanda da müşteriler için bir çay deneyim merkezi. Çayı daha farklı tanıma ve yaşama mekânı. Bu markayı oluşturma sürecini anlatır mısınız? 

Son dönemde artan kahve zincirlerini rakip olarak görmemekle birlikte, kahve zincirlerinin sağladığı sosyalleşmeyi, Çayla markasıyla kendi kültürümüzün bir ürünü olan çay etrafında toplamak için yola çıktık. Çayla’nın etkisiyle bu alanda birçok yeni girişimin doğacağını ve bunun sektöre hem rekabet hem de dinamizm katacağını düşünüyoruz. Bunların bazılarını duymaya başladık bile. Ne mutlu ki Çaykur bu anlamda öncü kabul ediliyor ve onu takip edenlerle birlikte yepyeni kategoriler doğuyor. 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Çaykur’un ciddi ihracat hedefleri var. Ancak bizim çay kültürümüz ile diğer ülkelerin, coğrafyaların çay kültürü arasında önemli farklar var. Öncelikle biz çift demlik kullanıyoruz. Biz çayımızı yurtdışında fuarlarda ya da birebir müşteri görüşmelerinde tanıtırken kendimiz demleyip ikram ediyoruz. Bu şekilde sunulduğunda çayımızı beğenmeyen yok. Bu da demek oluyor ki biz çayımızı kendimize has hazırlama yöntemimiz, ritüellerimiz ve kültürümüz ile birlikte tanıtmalıyız. İşte Çayla bu anlamda bizim için çok önemli bir platform. Çayla, bize çayımız ile birlikte ince belli çay bardağımızı, çift demliğimizi yani kültürümüzü de ihraç etme olanağı sağlayacak. Çayla’nın logosunun merkezinde geleneksel Türk motifleri ile stilize edilmiş çift demliğimizin olması da bu yüzden. 

Dünyanın yarısında “çay”, çay ya da buna sesteş bir kelime. Ayrıca bizim kültürümüzde çay, yalnızca bir içecekten çok daha fazlasını ifade ediyor: Sıcaklık, samimiyet, sohbet… Biz de dünyanın her yerine taşımak istediğimiz markamıza bu nedenle Çayla adını verdik. Merkezinde çay var: Çayla sohbet, çayla muhabbet, çayla yemek, çayla iyi giden her şey. 

Alt markalarınız arasında bizlerin en çok ilgisini çeken “Hediyelik Çay” markanız oldu. Çünkü yerel kültürel bir mirasın, özellikle bölgeler bazında tanıtımını da üstlenen bir üretim ve markalama süreci bu. Tüketiciler bu alt markayı nasıl yorumluyor? Bu alt marka gelecekte bir hedefe doğru yol alacak mı? 

Aslında hediyelik çaylarımız bir alt markadan ziyade bölgenin geleneksel el sanatları ile yörenin en değerli çaylarını bir araya getiren sosyal bir proje. Bölgeye özgü bu ürünleri Çaylık adı altında topladık. Rize bezi, ahşap, hasır, ham kumaş, gümüş işleme kullanılarak, her biri ayrı ayrı elde yapılan bu ürünler yalnızca çay bölgesinde satılıyor. Halk Eğitim Merkezleri’nde eğitim gören ve çayın gerçek emekçisi olan bölge kadınlarımızın özenle, zevkle ürettiği bu ürünler, onların aile bütçelerine de katkıda bulunuyor. Bölgeyi ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler tarafından hatıra olarak saklayabilecekleri ve sevdiklerine hediye edebilecekleri ürünler olarak da oldukça ilgi görüyor. 

Tüm bu çalışmalarınızda kurumsal bir deneyim ve birikim sizler için yol gösterici oluyordur. Bunun yanında pazarların güncel ve yakın gelecekteki durumları, tüketici algısı ve tercihleri, ÇAYLA gibi yeni marka genişlerinde pazarlama araştırmalarını nasıl değerlendirdiniz, bundan sonra araştırma konusunda sektörden beklentileriniz nelerdir? 

Bizim için ürün testleri, reklam testleri, algı araştırmaları, kullanım ve tutum araştırmaları, Pazar performansını takip ettiğimiz araştırmalar, saha araştırmaları, kısaca her türlü tüketici araştırmasının önemi ve yol gösterici rolü var. Ama araştırma verisini okumak, yorumlamak ve müşteriyi etkileyecek bir satış argümanına, tüketiciye dokunacak bir uygulamaya ya da kreatife yol gösterecek bir briefe dönüştürebilmek de o derece önemli. 

İnsanlar gibi markalar da içinde doğduğu kültürün, düşünme ve davranış biçimlerinin izlerini taşır muhakkak. Hem ülkenin hem de kurumun reflekslerinden etkilenir. Ama bence başarılı bir marka yaratmanın yolu statükoya, mevcut düşünce kalıplarına, “ilk akla gelen”e, “tahmin edilebilir”e, öğrenilene meydan okumaktan başlar. Didi için de Çayla için de marka hikâyesi aynen böyle başladı. Onlarca araştırma ve rekabet analizi yapıldı; markalama, konumlandırma konusunda sayısız fikir üretildi. İşin sihri pazarı asla araştırmaların işaret ettiği sınırlarla kabul etmemekti. İşte bu şekilde pazarı 4 kat büyüten Didi ve çayın yeni nesil mekânı Çayla doğdu. 

Dünya giderek daha küçük bir yer halini alıyor. Herkes yalnızca yakın çevresinde değil tüm dünyada olup bitenden haberdar. Her marka tüketicinin dikkatini çekmek için çabalıyor. Tüketicide karşılık bulan, gerçekten “iyi fikirler” hızla yayılma, kabul görme, gündem olma potansiyeline sahip. Araştırma sektörü de meseleye bu geniş perspektiften bakmalı, sektörel/rekabeti referans alan benchmarklar yerine kendine çağımızın insanını referans alan “dikkat benchmark”ları koymalı diye düşünüyorum. 


0 Yorum

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar yıldız (*) ile işaretlenmiştir

0 Yorum